26 Mayıs 2011 Perşembe

Benim Telefonumdan kep Töreni:)

Görüntüleriz Yirmibir Mayıs İkibinonbir tarihinde
düzenlenmiş olan kep töreninden. ewet o tarihte
mezun olduk ama bir hafta sonra finallerimiz vardı
Mezun olurken içimde hep korku...? Mezun oluyoruz
ama finallerde ne yaparız diye ama belli etmiyodum..:)...Neyse
videonun çekldiği an kepi atmıştık fotoğraf falan çekiniyoduk ki o an müzik başladı duygulandım...Elime telefonu alıp bu görüntüleri kaydetmişim kısa ma olsun o anı ölümsiüzleştirmiş olduk. bu anı benimle paylaşan arkadaşlarıma saygılarımı sunuyorum...  Hayatınız  başarılarla geçsin! Teşekkürler.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Anlatamaz Bazen Kelimeler


Kelimelerin bazen hiç birşeyi anlatamadığı anlar durumlar vardır işte.
.. o zamanlarda hiç birsey olduğunu farkeder insan... Hüznüne bürünür ve acır içi... Ne anlatırsak anlatalım hiç kimsenin anlamadığını düşünür, düşeriz derinlere... Anlamsızlık dolu bir gecedir bizi bekleyen.. ve yokoluruz yalnızlığımızda. . . (R.Yazır)

8 Mayıs 2011 Pazar

Yaşamın Yankısı

                                                           
                                                    Yaşamın Yankısı
     Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve canı yanıp 'AHHHHH' diye bağırıyor.
İleride bir dağın tepesinden 'AHHHHH' diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor.
Merak ediyor ve
- ''Sen kimsin?'' diye bağırıyor. Aldığı cevap 'Sen kimsin?' oluyor.
Aldığı cevaba kızıp - ''Sen bir korkaksın!'' diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses 'Sen bir korkaksın!' diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp
- ''Baba ne oluyor böyle?'' diye soruyor.
- ''Oğlum'' der babası, ''Dinle ve öğren!'' ve dağa dönüp ''Sana hayranım!'' diye bağırıyor. Gelen cevap ''Sana hayranım!'' oluyor. Baba tekrar bağırıyor, ''Sen muhteşemsin!''Gelen cevap; ''Sen muhteşemsin!'. Çocuk çok şaşırıyor, ama halen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor:
- ''İnsanlar buna yankı derler, ama aslında bu yaşamdır. Yaşam, daima sana, senin verdiklerini geri verir. Yaşam, yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman daha çok sev! Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol! Saygı istiyorsan, insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan, sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural, yaşamımızın bir parçasıdır, her zaman geçerlidir.''


Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.

ANNELER GÜNÜ (Gününü kutluyorum anneciğim..)


Annelere armağan edilen bu özel gün Türkiye'de 1955 yılından bu yana kutlanmaktadır. Türkiye'de Mayıs ayının 2. Pazar günü Anneler Günü olarak kutlanır. Bu evrensel günde, Dünyada milyonlarca anne, çocukları tarafından sevgi ve saygı ile anılır.

       ANNEM
Annemi çok severim
Yanımdan gitmesin isterim
Üzülmesin annem derim
Benim annem melek annem
Ağır başlı, tatlı dilli
Güneş yüzlü, yufka yürekli
Dünya iyisi sanki
Benim annem melek annem
Senden yakın kim var bana
Kalbim bağlı sana
Sevgi var, ışık var yolunda
Benim annem melek annem
Açan çiçek, akan su
Gülümseyen engin duygu
Yuvamızın mutluluğu
Sensin benim güzel annem

HERKESİSİN ANALAR GÜNÜ KUTLU OLSUN...!

5 Mayıs 2011 Perşembe

MAHKEME SORULARI


MAHKEME SORULARI
Aşağıdakiler mahkemelerde avukatlar tarafından
sorulmuş sorulardan derlenmiştir. Avukatlarımız
(özellikle de bizim tanıdıklarımız!!) hiç alınmasın
lütfen, çünkü bu sorular amerikan mahkemelerinde sorulmuş
ve yanıtlanmış, sadece türkçeye çevrilmiş....:)

1. "Uykusunda ölen bir insan, ertesi günün sabahına
kadar bunun farkına varamaz, değil mi doktor?"
2. "En genç olan oğlunuz, hani su 20 yaşında olan, kaç
yaşındaydı?"
3. "Resminiz çekilirken orada mıydınız?"
4. "Yalnız mıydınız, yoksa kendi başınıza mıydınız?"
5. "Savaşta öldürülen kardeşiniz miydi yoksa siz miydiniz?"
6. "Sizi öldürdü mü?"
7. "Çarpışma esnasında araçlar arasında ne kadar mesafe vardı?"
8. "Oradan ayrılana kadar orada mı kaldınız?"
9. "Kaç kere intihar etmeyi başardınız?"
10. Soru: "8 ağustosta mı hamile kaldınız?"
Cevap:"Evet."
Soru: "peki o anda siz ne yapıyordunuz?"
11. Soru: "Üç çocuğunuz var, değil mi?"
Cevap: "Evet."
Soru: "Kaçı erkek?"
Cevap: "Erkek yok."
Soru: "Hiç kızınız var mi?"
12. Soru: "Merdivenler alt bodruma iniyor dediniz, değil mi?"
Cevap: "Evet."
Soru: "Peki bu merdivenler yukarı da çıkıyor muydu?"
13. Soru: "Bay ___, geçen yaz kusursuz bir balayına çıktınız,
değil mi?"
Cevap: "Evet, Avrupa'ya..."
Soru: "Eşiniz de sizinle geldi mi?"
14. Soru: "İlk evliliğiniz niçin sona ermişti?"
Cevap: "Ölüm sebebiyle."
Soru: "Kim ölmüştü?"
15. Soru: "Şüpheliyi tarif edebilir misiniz?"
Cevap: "Orta boyluydu, sakalı vardı."
Soru: "Erkek miydi yoksa kadın mi?"
16. Soru: "Bugüne kadar kaç ölü üzerinde otopsi yaptınız, doktor?"
Cevap: "Bugüne kadar ki bütün otopsilerimi ölüler üzerinde yaptım."
17. Soru: "Bütün cevaplarınız sözlü olmak zorunda, anlaştık mi?
Şimdi, hangi okula gidiyorsunuz?"
Cevap: "Sözlü."
18. Soru: "Otopsiye başladığınız zamanı hatırlıyor musunuz?"
Cevap: "Aksam 8:30 civarında başladık."
Soru: "Bay___ o esnada ölü müydü?"
Cevap: "Hayır, sandalyeye oturmuş neden otopsi yaptığımı merak ediyordu."
19. Soru: "İdrar örneği verme imkanınız var mi?"
Cevap: "Kendimi bildim bileli yapabilirim."
20. Soru: "Otopsiye başlamadan önce Bay .....'nin nabzına
baktınız mi doktor?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Kalbini dinlediniz mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Nefes alıp almadığını kontrol ettiniz mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "O halde siz otopsiye baslarken Bay ___ hala yaşıyor
olabilir, değil mi?"
Cevap: "Hayır."
Soru: "Nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz, doktor?"
Cevap: "Çünkü adamın beyni masamın üstünde bir kavanozun
içindeydi."
Soru: "Yine de hasta hala yasıyor olamaz mıydı?"
Cevap: "Evet, hatta şu anda bir mahkeme salonunda avukatlık
yapıyor olabilir."..:)